İçeriğe geç

Işık şiddeti neyi etkiler ?

Işığın Şiddeti Neyi Etkiler?

Kayseri’de akşamlar hep biraz sert gelir bana. Soğuk hava, rüzgârın yüzü kesen tarafı ve sokak lambalarının titrek ışığı… 25 yaşındayım ve hâlâ bazı geceler çocukluğumdan kalma bir sessizlik içime çöker. O sessizliğin içinde en çok fark ettiğim şeylerden biri ışığın şiddeti oldu. Evet, kulağa bilimsel bir şey gibi geliyor ama benim için bu soru hep duygusal bir kapı araladı: Işık şiddeti neyi etkiler? Sadece gördüğümüz şeyi mi, yoksa hissettiğimiz her şeyi mi?

O akşam yine defterimi açmıştım. Yazmak, içimdeki kalabalığı susturmanın tek yolu gibi. Ama kalemim ilerlemiyordu. Çünkü dışarıdaki ışık, içimdeki karanlıkla garip bir anlaşma yapmıştı.

Bir Akşamın İçimde Bıraktığı Işık

Sokakta yürürken değişen şey sadece hava değildi

Sokağa çıktığımda ışıklar çok güçlü değildi. Kayseri’nin o eski mahallelerinden birindeydim. Sokak lambaları sanki yorulmuş gibi soluk yanıyordu. Her adımımda gölgem uzayıp kısalıyor, duvarlara çarpıp geri dönüyordu.

O an fark ettim: ışığın şiddeti azaldıkça dünya daha sessiz görünüyordu. Ama bu sessizlik huzurlu değildi. Daha çok eksik gibiydi.

İçimden sürekli aynı cümle geçiyordu: “Işık şiddeti neyi etkiler?” Çünkü ışık sadece yolu değil, zihnimi de aydınlatıyordu. Zayıf ışıkta düşünceler daha ağır, daha derin ve daha acımasız oluyordu. Güçlü ışıkta ise her şey daha netti; kaçacak yer bırakmıyordu.

Bir dükkânın vitrinine baktım. Camın içindeki floresan ışık güçlüydü. İçerisi bambaşka bir dünya gibi görünüyordu. Dışarıda ben vardım; kararsız, yorgun, biraz kırgın. İçeride ise parlaklık vardı, düzen vardı. O an şunu hissettim: ışığın şiddeti sadece nesneleri değil, insanın kendini algılama biçimini de değiştiriyordu.

Gölgeyle gelen düşünceler

Gölgeler uzadıkça düşüncelerim de uzadı. Çocukluğum geldi aklıma. Annemin mutfakta yaktığı sarı ışık… O ışık güçlü değildi ama güven verirdi. Şimdi anlıyorum ki mesele sadece ışığın şiddeti değil, hissettirdikleriydi.

Ama yine de bilimsel tarafı zihnimde dönüp duruyordu. Işık şiddeti arttıkça göz daha fazla detay görür, renkler daha belirgin olur, ortam daha “gerçek” hissedilir. Ama bazen gerçeklik fazla net olunca insanın canı acır.

O gece bunu içimde öğrendim.

Hastane Koridorunda Işığın Ağırlığı

Bir hafta sonra kendimi hastane koridorunda buldum. Sebebini yazmak bile içimi sıkıyor ama o gün annemin kontrolü vardı. Bekleme salonundaki ışık bambaşkaydı. Ne gün ışığı kadar yumuşak, ne de ev ışığı kadar sıcak…

Tavan floresanları çok güçlüydü. Her şey fazla görünüyordu. İnsanların yorgunluğu bile saklanamıyordu. O ışık altında kimse gizlenemiyordu.

Ve yine aynı soru zihnimde yankılandı: Işık şiddeti neyi etkiler?

Bu kez cevabı daha acıydı.

Parlak ışık altında saklanamayan duygular

Yanımda oturan adam sürekli ellerine bakıyordu. Kadınlar sessizce birbirine bakıp hiçbir şey söylemiyordu. Çocuklar bile normalden daha sessizdi. Sanki ışık yükseldikçe sesler azalıyor, duygular sıkışıyordu.

Ben ise defterimi açmıştım ama yazamıyordum. Çünkü o güçlü ışık bana kendimi saklama hakkı vermiyordu. Her şey fazla açıktı. İçimdeki kırgınlık bile görünür hale gelmişti.

O an şunu düşündüm: Işık şiddeti arttıkça insanın iç dünyası da çıplak kalıyor. Kaçamıyorsun. Gizlenemiyorsun. Ve belki de en kötüsü, kendinle yüzleşmek zorunda kalıyorsun.

Ama bir yandan da şunu hissettim: Bu netlik bazen iyileştirici olabilir. Çünkü karanlıkta büyüyen düşünceler, ışıkta küçülmeye başlar.

Işığın psikolojisi ve iç ses

Işığın şiddeti sadece görmeyi değil, hissetmeyi de değiştiriyor. Loş ışıkta insan daha içe dönük olurken, güçlü ışıkta daha uyanık, daha tetikte oluyor. Bunu o hastane koridorunda çok net hissettim.

Ve içimdeki hayal kırıklığıyla umut aynı anda konuşuyordu. Bir yanım “her şey çok ağır” diyordu, diğer yanım “en azından her şey görünür” diyordu.

Fotoğraf Dersinde Öğrendiğim Şey

Üniversitede fotoğraf dersine girdiğim günü hatırlıyorum. O gün hocamız ışığın şiddetinden bahsetmişti. Diyafram, enstantane, pozlama… Teknik kelimeler havada uçuşuyordu ama ben başka bir şeye takılmıştım.

Işık şiddeti arttıkça fotoğrafın duygusu değişiyordu.

Bir karede saklanan gerçek

Kamerayı ilk elime aldığımda yanlış pozlama yapmıştım. Fotoğraf ya çok karanlık çıkıyordu ya da fazla parlak. Hocam demişti ki:

“Doğru ışık yoksa doğru duygu da yoktur.”

O an anlamamıştım. Ama şimdi anlıyorum.

Çünkü ışığın şiddeti sadece görüntüyü değil, hatırayı da değiştiriyor. Çok karanlık bir fotoğraf unutuluyor. Çok parlak bir fotoğraf ise göz yoruyor. Dengede olan ise hafızada kalıyor.

Ben o ders gününde şunu hissetmiştim: Hayat da fotoğraf gibi. Işık şiddeti doğru değilse anılar ya kayboluyor ya da acıtıyor.

Işıkla gelen farkındalık

O gün çektiğim fotoğrafa uzun süre bakmıştım. Bir sokak lambası vardı kadrajda. Altında duran insan silueti… Işık fazla güçlüydü ve gölge sertti. O sertlik bana insan ilişkilerini hatırlatmıştı.

Bazı insanlar fazla “parlak” olur. Bazıları ise fazla “loş”. Ve biz, arada bir yerde denge ararız.

Erciyes’in Altında Bir Sabah

Bir sabah erkenden Erciyes’e doğru yürüdüm. Hava henüz tam aydınlanmamıştı. Gökyüzü gri ile mavi arasında bir yerdeydi. Işık yavaş yavaş artıyordu.

O an fark ettim ki ışığın şiddeti sabit değil. Sürekli değişiyor. Tıpkı insan gibi.

Yavaş yavaş gelen umut

Güneş yükseldikçe dünya netleşiyordu. Ağaçlar, yollar, evler… Her şey daha belirgin hale geldi. İçimde garip bir hafifleme hissettim.

Bir gün önce hastane koridorunda hissettiğim ağırlık yavaş yavaş çözülüyordu.

Ve o an içimde çok net bir cevap oluştu: Işık şiddeti sadece görmeyi değil, umudu da etkiliyor.

Çünkü karanlıkta umut küçülür. Ama ışık arttıkça umut büyür. Bazen fazla büyür ve insanı şaşırtır.

Ama yine de büyür.

Işığın değişimiyle değişen ben

O sabah defterime şunu yazdım:

Işık değiştikçe ben de değişiyorum. Gölgelerle konuştuğum günler oluyor, parlaklıkta kendimi bulduğum günler…

Ve artık biliyorum ki “Işık şiddeti neyi etkiler?” sorusunun tek bir cevabı yok.

Her şeyi etkiler.

Gördüğümüzü, hissettiğimizi, hatırladığımızı, hatta kendimize nasıl baktığımızı bile…

Son Işık

Şimdi geriye dönüp baktığımda, ışığın sadece fiziksel bir şey olmadığını daha iyi anlıyorum. Sokaktaki lambadan hastane koridoruna, fotoğraf makinesinden Erciyes’in sabahına kadar her yerde aynı şey vardı: değişen ışıkla değişen ben.

Ve içimde hâlâ o soru duruyor.

Ama artık bir korku değil bu. Daha çok bir farkındalık.

Işık şiddeti neyi etkiler?

Beni. Her defasında yeniden.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
grand opera bet girişTürkçe Forum